Kanal D'de yayınlanan Abbas Güçlü ile Genç Bakış programı, depremin tüm boyutları ile tartışıldığı dün ki bölümü ile Büyük Marmara Depremini tüm acıları ile yaşayan ve yıkımdan yükselen Kocaeli Üniversitesi ev sahipliğinde ekrana geldi.
Elazığ'da meydana gelen ve can kayıplarının yaşandığı 6 şiddetindeki sarsıntının ardından tekrar gündeme gelen "deprem" konusu Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu, Kocaeli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sezer Şener Komsuoğlu, Kocaeli Üniversitesi Yer ve Uzay Bilimleri Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Şerif Barış, İstanbul Üniversitesi Jeofizik Bölümü'nden Yrd. Doç. Dr. Oğuz Gündoğdu ve AKUT Başkanı Nasuh Mahruki'nin konuk olduğu programda tüm boyutları ile tartışıldı.
Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu - Artık çarpık yapılaşmaya dur demek lazım. Yöneticiler iradeli olmalı, halk da buna yardımcı olmalı. - Mühendisler ağır hasar raporu veriyor vatandaş da yargıya gidiyor. Yargı süreci de uzadığı için biz belediyeler olarak binaları hemen yıkamıyoruz. 10 yıldır hala bekleyen yargı kararları var. - Kanunları mevzuatı öne çıkarıp, kolayca yapı izinleri vermediğinizde tepki alıyorsunuz. Vatandaşın istediğine evet derseniz "kıyakçı başkan" oluyorsunuz. Ama nereye kadar? Depreme kadar. - Vatandaşların bazı isteklerine karşı direnmek kolay değil. 17 Ağustos depreminde kardeşimi kaybettim. O dönem 2 kat ruhsatı olan binaya 4 kat çıkmak isteyen kardeşimin inşaatını durdurmuştum. Ananem beni çağırıp; " Allah'ın göğünü kız kardeşinden mi saklıyorsun, ne olur iki kat fazla çıksa" dedi. Yani mantalite bu ve öncelikle bunun değişmesi gerek.
Kocaeli'nde 1 metrekare plansız alan yok - 1999'da yaşanan depremde Kocaeli'nde 9477 kişi öldü. 35180 konut, 5770 işyeri yıkıldı, 5897 bina ağır hasar gördü. Bu büyük bir fatura. Bugün çok daha hazırlıklıyız ama hala yeterli değil. - Üniversitemiz, kamu yöneticileri, sivil toplum örgütlerimizle birlikte inanarak Kocaeli'nden depremin izlerini büyük ölçüde sildik. Görünürde 17 Ağustos'un izleri pek kalmadı. Ama en yakınlarını, uzuvlarını kaybeden insanlarımız var bunların yaşananları tamamen unutması mümkün değil. - Şu an Kocaeli'nde 1 metrekare plansız yer yok. Bu Türkiye'de bir ilk. Ayrıca Kocaeli'nin tamamını uydudan takip ediyoruz. Böylece Kaçak yapı yüzde 98 oranında azaldı. Vatandaş alışkanlıklarını değiştiriyor. Kafama göre bina yaparım devri bitti. - Artık gençler köylere göç etmeye başladı. Çünkü şehirlerde hayat çok zor. Ama köylerde hayatı kolaylaştırırsanız insanlar oraları tercih ediyor. Şu anda köylerimizin büyük çoğunluğunda doğalgaz, internet var.
Kocaeli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sezer Şener Komsuoğlu - Elazığ'a başsağlığı ve sabırlar diliyorum. - 1999 sabahı uyandığımızda üniversitemizde ne bir oda, ne bir sınıfımız kalmıştı. Baki Komsuoğlu'nun yönetiminde gönül birliği, eğitimin devamı, irade kararı aldık. Veliler çocuklarını okuldan almaya gelmişlerdi, yetkililer öğrencileri başka okullara aktarmayı tavsiye ediyorlardı. Ama o gün vazgeçsek bugün Umuttepe Yerleşkesi olmazdı. 10 yıl içerisinde öğrenci sayımız 13 binden 60 bine çıktı. - Kocaeli Üniversitesi başarısının temelinde gönül birlikteliği, inanç ve proje ile çalışmak yatıyor. Ayrıca o dönemde herkesten çok destek aldık. O sıralarda bize destek vermediler diyenleri hayretle karşılıyorum. Bu üniversitenin yerleşkesinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin 220 trilyonu yatıyor. Ayrıca İş Bankası, Borusan Holding, Nuh Çimento, Pak Maya ve adını sayamadığım yurt içi ve yurt dışından daha nice kurum ve kuruluştan destek aldık. Bugün Türkiye'nin en önemli hastanelerinden biri olan hastanemiz Suudi fonuna ait. Onlar da bu başarı projesi ile iftihar ediyorlar. - Depremin ilk üç gününde, sonraki on gününde, 1 ayda neler yapılmalı, insanların nelere ihtiyacı oluyor bunların yazılı metinler haline getirilmesi, projelendirilmesi gerekir. Mesela depremden sonra en çok lazım olan demir kesici aletti. Sonrasında bebek bezi, bebek maması, şişe su. Örneğin deprem zamanı Yalvaç'tan bize çöp arabaları geldi. En çok işimize yarayanlardan biri o yardım oldu. O zaman en son lazım olan kişi doktordu. Çünkü zaten müdahale edecek olanak yoktu. - Deprem konusunda çalışmalar yaptığımız laboratuarlar kuruyoruz. Ama daha sonra bu laboratuarları işletmekte, proje parası bulmakta zorlanıyoruz. Bunlar madem ki ülkenin çok ciddi konuları o zaman her şeyin üzerinde ayrı fonlarla fonlanması lazım. - Tamamen yıkılmış bir kentten 10 yıl içerisinde böylesine modern bir kent yaratmak kolay iş değildi. Üniversitemiz de bu projenin bir örneği. Biz bununla gurur duyuyoruz. Devletimize ve bizi destekleyenlere minnet borçluyuz.
Kocaeli Üniversitesi Yer ve Uzay Bilimleri Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Şerif Barış - Depremi önceden belirleme yöntemi henüz geliştirilmedi. Çünkü hiçbir deprem birbirine benzemiyor. Her depremde görülen öncül belirti birbirinden farklı. Bu nedenle önceden tahmin için yöntem geliştiremiyoruz. - Türkiye'de ilk defa bu üniversitede 5 yıldır jeofizik bölümünde afetten korunma dersi veriliyor. - Tüm Marmara'da 3200 mahalle afet gönüllüsü var. Neden daha fazla değil? - Türkiye çapında jeofizik mühendislerinin yeteri kadar çalıştırıldığını düşünmüyorum. - Türkiye bir deprem ülkesi. Türkiye'de 15 tane riski yüksek bölge var ve bu bölgelerin ismi vatandaşa söylenerek boşuna panik yaratılıyor. Yapılması gereken üniversitelerin bu bölgeleri farklı ölçü aletleriyle donatıp araştırmalarını yapması. - Biz riski yüksek bir bölgeyi 2005 yılı Ağustos ayından itibaren cihazlarla donatmaya başladık ve 23 tane deprem istasyonumuz var. Bunların 23 tane sismometresi ve 6 tane ivme ölçeri var. Bunlar sürekli kayıt alıyorlar ve biz değerlendiriyoruz. - Bilimsel anlamda Türkiye'ye model olacak bir "Şehir Afet Yönetim Sistemi" çıkarılıyor ve yakın zamanda yazılı olarak da sunulacak.
İstanbul Üniversitesi Jeofizik Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç Dr. Oğuz Gündoğdu - Elazığ'ı işaret olarak algılamalıyız. Hasarlı binalara asla girilmemeli. - TBMM deprem konusunda birşeyler yapıyor ama yaptıklarını takip etmiyor. - Türkiye depremi önceden belirleyen ilk ülke olacaktır. Bu sözlerimi yazın hatırlayacaksınız. - "Deprem değil, bina öldürür" söylemi, kaytarmaktır. Bu binaları biz yapmıyor muyuz? Mesela Elazığ'da hala kerpiçten evler varsa bu kimin suçu? - 1999 depremi milat oldu diyorlar. Palavra. Milat filan yok ortada. İstanbul'da 3000 okuldan sadece 600-700 tanesinde gereken iyileştirmeler yapıldı. - Ölçümlere göre Rodos'ta çok büyük depremler olacak ve bizim Ege kıyılarımız mahvolacak. Tsunamiler olacak. Zamanı belli değil. Belki 100 sene sonra. - Önlem alıyoruz diyorlar ama hala binaların altında fırınlar var. Bu akıl alır gibi değil.
AKUT Başkanı Nasuh Mahruki - Kişi başına düşen milli gelir ne ise toplum olarak afetlere dayanıklılık da o noktada. - Bir ülkenin A'sı ne ise Z'si de odur. Türkiye'de trafik, eğitim, sağlık, meclis, medya bu haldeyken afete dayanıklı toplum olmak konusunda da ABD gibi olmayı beklemek hayalperestlik olur. - Türkiye'de son 10 yılda depreme yapılan ciddi kaynak aktarımları çok yanlış yapıldı. Önlemler ve hazırlık safhalarını içeren risk yönetimine aktarması gereken kaynakları büyük oranda müdahale ve iyileştirme safhalarını içeren kriz yönetimine aktarıldı. Oysaki ki risk yönetimi safhasında harcayacağınız 1 lira sizi kriz yönetimi safhasında harcayacağınız 36 liradan kurtarıyor. Türkiye 17 Ağustos'ta 1 lirayı harcamadığı için 36 katını harcadı. - 17 Ağustos sabahı Türkiye'de sivil savunmanın 110 kişisi vardı. 17 Ağustos'tan sonra bu sayı 2500'e çıkarıldı. - İstanbul'un nüfusu azaltılmalı. Her 5 kişiden biri İstanbul'da yaşıyor. Bu çok sağlıksız bir durum. - İstanbul'da 50 bin binanın yıkılacağından bahsediliyor. Yapılacak tek şey o 50 bin binayı bulup yıkım kararı çıkartmak ya da onarmak, insanları oradan çıkarmak ve can kaybını en aza indirmek.
Türkiye'de arama kurtarmacı enflasyonu var - Kurtarma çalışmalarına başlamadan öncelikle bilgi toplamalısınız. Bu nedenle kriz yönetim merkezleri olmalı. Mahelle afet gönüllülerinin de ilk yapmaları gereken iş profesyonel ekipler gelene kadar durum tespiti yapmak ve yüzeydeki yararlıları kurtarmak. - Mahalle Afet Gönllülüğü çok iyi bir proje, bir yurttaşlık bilinci projesi. Ama yapılan tüm bu projeler sadece deprem odaklı olmamalı. Trafik kazalarından çöp toplamaya kadar birçok faaliyette çalışmalı. - Bir enkazın üzerinde 300 kişinin olması hiç hoş değil. Türkiye'de arama kurtarmacı enflasyonu da var. - Toplum Afet Mücadele Takımı ve Toplum Afet Gönüllüsü eğitimleri vatandaşı doğrudan arama kurtarmanın içine çekmek için uygulanan bir yöntem. Türkiye de bunu şu an çok verimli bir şekilde uyguluyor. Tabii AKUT gibi enkazın 4 kat altındaki kişileri de kurtaracak profesyonel insanlara da ihitiyaç var. - Kitlesel afetlerde kurtarılanların yüzde 95-97'si mahalleli tarafından kurtarılmıştır.
Depremden fayda sağlamak isteyenler oldu - Biz olaya sadece deprem, binaların dayanıklılığı, enkaz, kurtarma faaliyeti diye bakıyoruz. Bu çok hatalı. Böyle bakarsak bu sorunu çözemeyiz. Bugüne kadar da bu yüzden çözemedik. - Bingöl depreminde, bu afetten faydalamak ve halkı devlete karşı kışkırtmak isteyen bir grup çıktı. Yani bir deprem sosyal bir olaya, devlet karşıtlığına da dönüşebiliyor. Yani bir deprem sadece deprem olarak kalmıyor. Bu sebeple depreme bütüncül ve geniş bakmalıyız.